Bunca zaman sonra seni yeniden görebilmek güzeldi, sesinin sesimde yankılanması güzeldi. Güzel olan her şeyin bitmek zorunda olması ne kadar da can yıkıcı. Ne zaman bana ait bir şeylerin farkına varsam kaybediyorum. Sormadı hiç kimse kalbinin kapıları açık mı diye bana, sormadan girdiler içeriye ve giderken de sormadılar gidebilir miyim diye. Farkında olduğumuz şey her bitenden sonra yaşam umudumuzu farklı yüreklerde aramak oldu. Bir sonra ki bir öncekinin yerini almayı ve eksiklerini gidermeye çalışıyordu. Daha farklı görünmeye ve kendi kişiliğinden bile taviz vererek bana benzemeye çalışıyorlardı. Bu benzeyiş nereye kadar sürebilirdi ki.
Yoruluncaya dek kendisiyle oynadığı bu oyun sürer giderdi. Ama gün gelir kendisine "ben kimim?" diye sorduğunda ebedi kopuş başlayacaktır. Yavaş yavaş kendi kişiliğine bürünmeye çalışan sevgili, diğer yandan da bu değişime anlam veremeyen ve gözü sevdiğinden başka bir şeyi görmeyen "habersiz" aşık. Ve çifte yorulmaların ardından son nokta. Hiç başlamaması gereken bir hikayeydi bu. İnsan kendisi olmadığı sürece ne kadar sevebilir ki sevgiliyi aşkla. Kendisine bu kadar benzediğine şaşıran aşık değişmeye yüz tutmuş müptela bir sevgiliyi ne kadar daha sevebilir. Zamanla başkalaşan aşk kendini saygıyla anılır hale getirir. Yorulan sadece iki yürek olur. Yorulma bitmez sevgililerin bittiği gün. Devamı gelir istemsizce ve zamanla alışılır yokluğuna Her hatırlayışta yeni bir sayfa açar kendine ve her kağadığında bu sayfayı bu sefer unuttum diye mırıldanır. Hayat işte; kimi ne zaman alacağı belli olmuyor, kimi karşına çıkaracağını ve nice acılar yansıtacağını bu kişilerin. Yapılması gereken en güzel şey suyu akışına bırakmak. Nasıl olsa su kendi yolunu bulur Yazılarla İlişiki Seçenekleri Son Güncelleme : 16-03-2008 14:51
|
|
|
Okuyucu yorumları  |
|
Ortalama Üye Değerlendirmesi
(0 Oylama)
|
|
Yorumunuzu ekleyin
|